Ben, çayır gezgini.

Ben, çayır gezgini. Ben, çayır gezgini. Ben, çayır gezgini.


Ben, çayır gezgini.

Ben, çayır gezgini. Ben, çayır gezgini. Ben, çayır gezgini.
  • BAŞLANGIÇ / BEGINNING
  • ÇAYIR HARİTASI
  • MEADOW MAP
  • ÇAYIR GEZGİNİNİN MASALI
  • MEADOW WANDERER'S TALE
  • WILD FLOWERS OF TÜRKİYE
  • STILL LIFE WITH…
  • SECOND BREAKFAST
  • AYLAK ÇAYIR GEZGİNİ
  • IDLE IN THE MEADOWS
  • ATÖLYE
  • ATELIER
  • NADİRE KABİNELERİ
  • CABINET OF CURIOSITIES
  • GEZGİN BÜLTENİ
  • BLOG

Çayır Gezgini’nin Anlattığı Bir Masal


Adımı rüzgâr bilir.

Kim O?

Kimim ben?

 

İnsanlık kadar eski,
her çağda sorulmuş bir bilmece.

Ve şimdi, kısa bir yanıt mı bekliyorsunuz?
Bu biraz zor işte!


Bırakın dallansın, budaklansın hikaye,
bulsun kendi yolunu;
rüzgârlar essin,

harfleri dizsin nazik bir ezgiyle.


Zamanı gelince belki buluruz cevabı, 

bir başka bilmecenin izinde.


Adım mı..?


Birden fazladır
orası kesin.


Kimi der, çayır gezgini, 

patika bulucu, yolgezer;
kimi der düşlerde gezen,
sessiz bir hayalperest.


Bazen de duyarım,
neşeli bir aylak olur adım. 


Ve bilirim,
ilk taşıyan ben değilim bu adları,
son taşıyan da olmayacağım.


Ama anılırsam eğer onlarla,
taşırım onları sakince,
yol boyunca, zarafetle.


Çünkü attığım her adımda
uyandırırım patikaların eski şarkısını bir kez daha.


Ve gece hatırlar adımı
yumuşak bir rüzgârın hafızasında.


Fikrim, naçizane:


Ben, çayır gezginiyim.
Çayırların, bozkırların, 

dağların kadim patikalarında şekillendim.


Ne bir rehberim bu yolda
ne de varılacak bir yer ararım.


Yerle gök arasında,
geçip giden bir masalın ortasında,
olduğum gibi,
yürürüm yavaşça, usulca.


Rüzgâr ne yöne eserse
adımlarım da gider o yana.


Bir yanım aittir bu dünyaya,
diğeri gezer düşlerde.


Bir elim bulutlara uzanır,
dokunur söylenmemiş hayallere;
öteki iner toprağın derinlerine,
bulur kadim sırları uyuyan köklerde.


Bazen merak ederim, naifçe,
benden bir iz kalır mı
bu topraklarda acaba diye.


Ama çoktan biliyorum aslında
nasıl usulca gideceğimi.
Bilirim, her fani gibi,
sonsuz değilim elbette.


Gerçekten ben
neşeli bir aylağım,
sırf bu nedenle işte.


Ve umarım bir gün
dönüşürüm belki
bir çiçeğin taç yaprağına,
bir yaprağın kıpırtısına,
ya da bir yıldız tozuna.


Adımladığım Patikalar


Yürürüm
haritaların bile unuttuğu yollarda,
zamanın sisine gömülmüş gizli patikalarda.
Gölgelerin düşlerle konuştuğu eski geçitlerde.


Yaban çiçeklerinin anlattığı
kadim hikâyeler arasında,
ormanların derinlerinde,
gümüş pınarların usulca şarkı söylediği
serin gölgelerde.


Mırıldanırım şarkımı
çayırlara, çimenlere, ağaçların kalplerine
serperim bulutların gezgin ruhlarına,
uyuyan dağların derin düşlerine.


Bazen de yürürüm sebepsizce

yalnızca içimden geldiği için, öylesine.


Ve gün geceye döner, gece yeniden güne.


Karşıma çıkan küçük mucizeler


Attığım her adımda

çıkar karşıma
tuhaf şeyler ve
onlardan da tuhaf hikâyeleri.


Toplarım hepsini,
bırakmam geride hiçbirini.


Her biri bir düş,
her biri bir bilmece.
Ve dönüşürler belki bir gün
bir masala, ya da bir şiire.


Birisi “Harita” mı Dedi? 


Tamam, tamam!
Karışmasın yollar, şaşmasın adımlar. 


İşte size bir harita. 


Ya da harita demeyelim de bir pusula sadece!
Kuzeyi göstermez ama
öğütler yavaşlamayı bize.


Burada yollar çizgilerle değil,
hikâyelerle açılır.

Her köşe bir sır saklar,
her sayfa bir düş barındırır.


Tüm kapıları, tüm yolları görmek istersen bir bakışta,
dön çayır kapısına;

orada açılır çayır haritası
ve belki biraz daha fazlası... ✨


Ya da kal burada biraz daha
ve dinle çayırın masalını bir kez daha.


Kapanış


Ve eğer bir gün geri dönersen,
çayırın kapısı aralıktır.


Bekler gecikmiş adımları,
gecenin yumuşak gölgesine karışmış yolcuları,
geri gelenleri,
henüz yola düşmemiş gezginleri
ve anlatılmayı bekleyen hikâyeleri.


Ocak hâlâ sıcaktır, aydınlatır geceyi;
çaydanlık uykulu,
gecenin sessizliğinde
mırıldanır son ezgisini.


Ve belki de bulursun beni orada
loş bir lambanın altında;
sıcak bir çay elimde,
açık bir defter önümde
ve hep okumak istediğim o
kitabı yazarken sessizce.

❓Son Bilmece


Ve eğer gerçekten bilmek istersen adımı,
dinlemelisin dikkatlice.


"Ormanın derinlerinde saklı bir pınar,
yaşlı ağaçların altında usulca şarkı söyler.


Yalnızca sakin kalan yürekler
adında gizli fısıltıyı duyar."


Eh, işte en basit bilmece buydu;
biraz sırlarla,
biraz da sözlerle örülü. ✨


Cevabı bulduysan,
yaz ve “merhaba” de.


Ve dilersen,
sor sen de bana bir bilmece. 😄


🌙 Namárië...
Yıldızlı gökler altında yeniden karşılaşıncaya dek.

Gezginin Masallar ve Gizemler Kitabı

Başka masallar, bilmeceler ve gizemler
burada, sisli bir patikanın kıvrımında bekler. 

Sayfaları arala

Çayırlardan haber almak ya da sadece “merhaba” demek istersen,
bırak rüzgâr getirsin notunu bize. 🌿✨

Meadow Wanderer

Dikili/İzmir, Türkiye

meadowwwanderer@gmail.com

Yanıtım gecikirse eğer, bil ki meşgulümdür çayırlarda, bir çiçekte, böcekte.

Bugün

Kapalı

Deyiver dost, öyle gir

Bu site, reCAPTCHA ile korunur; Google Gizlilik Politikası ve Hizmet Koşulları geçerlidir.

Başa Dön

Gezginin Masallar ve Gizemler Kitabı

Bilmeceler ve fısıltılı mucizelerle dolu sayfalardan ✨

Peki hangi masalları toplar,
hangi küçük parıltıları saklarım?


Hangi düşleri, hangi fısıltılı sırları
yanımda taşırım?


Elbette gezerken karşıma çıkanları:
Tuhaf şeyleri,
ve onlardan da tuhaf hikâyelerini,
nazik bir büyünün gizlendiği
o küçük mucizeleri.


Attığım her adımda
uyuyan bir şarkı uyanır patikalarda,
yabanın eski büyüsü
rüzgârla yayılır sisli tepelerin ardında.


Kimi sabah sisinde saklanır,
bulunmayı bekler
Kimi gecenin gölgesinde kaybolur,
bir daha hiç çıkmaz karşıma.


Her kovukta mühürlü bir sır,
her yaprakta sessizce korunan bir iz vardır.
Her gizli köşe
unutulmuş bir masal saklar.


Kadim zeytin ağaçları
derin ve eski sırlar taşır köklerinde.
Görkemli meşeler
rüzgârın eski şarkısında
efsaneleri fısıldar gökyüzüne.


Her yaban çiçeğinden de toplarım
bir iz,
bir fısıltılı sır,
geçip giden bir zarafet.


Kimi rüzgârla gider,
kimi çantamda benimle kalır.
Defterimin arasında kurur,
belki birkaç asır kalır.


Mevsimler geçerken bırakır
çeşit çeşit tuhaf tarifler, iksirler.


Kimi zaman bir bilmece kalır geriye,
kimi zaman bir alakarga tüyü sadece.


Bazen dikenli bir çalı konuşur benimle,
bazen bir kuş söyler şarkısını kendi dilinde.


Bazen de sessizlik örer
en eski hikâyeleri sessizce.


Dinlerim hikâyelerini,
toplarım hepsini,
hiçbirini bırakmam geride.


Kimi zaman da anlatırım.
Çünkü bilirim.

Bazı öyküler
gelmez aceleye.


Çayırın kadim kuralı budur.
Sırlarını yalnızca sabredenler bulur.

Şafaktan Kadife Geceye

Şafaktan kadife geceye değişir yollar, izler.

Her adımda filizlenir küçük küçük hikâyeler.


Günün ilk ışığında başlasın öyleyse yepyeni serüvenler.

Günün İlk Işığı

Günün İlk Işığı

Günün İlk Işığı

Çayırlar uyanır, beyaz bir sis kaplamış her yeri.


Gece boyu dans eden perilerin ayak izleri 

hâlâ çiçeklerin üzerinde;

sabah çiyinde gizli.


Gün ışığı parladıkça 

kaybolur gider sırlar, masallar, hayaller;

 sis çekilir nazikçe

 ve gün başlar kendi ritminde.

Aylak Güneş

Günün İlk Işığı

Günün İlk Işığı

Güneş aylakça oyalanırken gökyüzünde; 

ışığı süzülür yaprak aralarından narince.


Gölgeler dans eder, rüzgârla oyun oynar

ormanın zemininde oluşur türlü türlü şekiller.


Ve ben; 

beklerim altın saatleri,

küçük parıltıların izini sürerim; 

bazen bir yaban çiçeğinin tacında, 

bazen de bir yaprakta dinlenen  yusufçuğun altın kanadında.


Durdurmaya çalışırım zamanı, 

elimde kameramla, 

nefes almadan, 

kıpırdamadan, 

usulca.

Kadife Gece

Kadife Gece

Kadife Gece

Geceleri ise bir başkadır çayırlar.

Duyulur bazen uzaktan 

sessizliğin içinde homurtular.


Ve bil ki dostum, 

o gece işittiğim o sesler 

ne düşten ne de bir masaldan, 

bal gibi gerçektir; 

silinmez hiç izi hafızadan. 😅


Bazen bir tilki süzülür gece çayırın derinliklerinden; 

kuyruğu bir an görünür, 

sonra hop, kaybolur gider birden.


Görebilirsen tabii eğer; 

acelesi var hep gerçekten.


Bazen de susamış bir kirpi uyanır uykusundan, 

yavaş adımlarla ilerler,

sonra o da kaybolur kadife gecede

ve silinir tüm izler solan ışıkla birlikte.


Eğer ay utangaçsa o gece, 

inmem hiç vadinin içine.

Kenarından yürür, karanlığın ahengini bozmam bile bile.

Çünkü bilirim, onlara aittir gece.

Samanyolu

Kadife Gece

Kadife Gece

Otururum bazen yol kenarındaki bir taşın üzerinde, 

yıldızları fotoğraflar, dalarım düşlere sessizce.


Aylaklık bu ya işte!


Ve sorarım sonra:

Kimiz? Niye varız? 

Neler bekler bizi Samanyolu’nun ötesinde, diye.


Sormaktan korkmam, öğrenmekten usanmam;

cevap değil, cesarettir ışığı canlı tutan, 

sonsuz gecelerde hep usulca yanan.


Peki ya çantamda?

Neler yok ki bu dehlizde…(!)

Haritam yok, onu söyleyeyim hemen öncelikle. :)

Çantamın derinlikleri..

Çantamın derinlikleri..

Çantamın derinlikleri..

Bu gizli kovuğun içinde
minicik, unutulmuş şeyler; mucizeler, fısıltılar, 

yeniden doğan sihirler ve diğer tüm harikalar saklı.
Her biri kadim bir büyünün kalıntısı.


Bitkilerin Küçük Büyüsü

Bir tutam biberiye, bir iki defne, kekik, lavanta...

Dönüşür her biri zeytinyağlı sabunlara. Doğar tam bir cadı harmanı sonunda.🌙🪄


Şişedeki Kelebek

Çıkar çantamın derinlerinden
bazen küçük bir şişe içinde bir kelebek kanadı.
Belki yarım kalmış bir peri şarkısıdır.

Bir gün yeniden kıpırdarsa
yarım masal tamamlanır,
belki bir düş uyanır.


Mürekkep ve Tüy

Meşenin anılarından uzun uzun demlenmiş bir mürekkep,

alakarga tüyünden kalemimin ucunda bekler 

ve neredeyse her zaman bir bilmece gibi kıvrılan

yarım kalmış bir öyküye dönüşmek üzere...

Ceplerimdeki hazine.

Çantamın derinlikleri..

Çantamın derinlikleri..

Çantam  geniştir ama, 

sığmazsa da bulduklarım

koyarım hepsini birer birer ceplerime.


Bir Meşe Palamudu

Birkaç dal, birkaç yaprak,
bir iki küçük çiçek
ve bir meşe palamudu.

Küçücük kabuğunda
bir orman uyur.

Onu avucumda taşırken
yarının şarkısını duyarım,
umut dolu.


Toprak ve Taş

Bir avuç kil, bir iki taş.
Kullanırım bunları doğal boya yapımında;
sabırlı bir ustalıkla
dönüşür çeşit çeşit renklere,
bekler bir ressamı
eski bir deniz kabuğunun içinde.


Bir Zeytin Yaprağı

Ve bazen ceplerimin içinden çıkar
solmuş bir zeytin yaprağı,
hasat zamanından kalma,
hâlâ saklar güzel anıları.

Not Defterim

Çantamın derinlikleri..

Unutulan Meşe Palamudu

Not defterimin sayfalarında
kurumuş papatyalar, solmuş yapraklar bekler;
yarısı hatırlanan, yarısı unutulmuş tarifler
ve çözülmeyi bekleyen bilmeceler.


Aralarda küçük haritalar,
yıldızlı gecelerde aceleyle yazılmış notlar,
ve yarım kalmış bir iki şiir.


Preslenmiş çiçeklerin yanında
mürekkep lekeleri,
kenarlara çizilmiş küçük kuşlar,
rüzgârın yönünü gösteren işaretler
ve sayfalar arasına düşmüş
bir iki çayır tohumu.


Bir köşede eski bir masalın izi.


Hepsi zamanı gelince uyanacak.

Sanki sessiz bir grimoire.

Henüz kapanmamış bir masal gibi.



Unutulan Meşe Palamudu

Unutulan Meşe Palamudu

Unutulan Meşe Palamudu

Bazen de sessizce belirir bir ağacın dibinde yeni filizlenmiş bir meşe!

Peki ama niye? 


Sorarım hep, bilirsin beni işte!


Şimdi gelin, yaklaşın, 

hikayeyi benden dinleyin bir de.


Oyunbaz sincaplar, kurnaz alakargalar saklarlar tohumları toprağa, taşların arasına, derin kovuklara 

köklerin ve fısıltıların uyuduğu yerlere.


Kışa hazırlık tabii; plan ince!

Her küçük hazine saklanır dikkatle.


Ama bazısı unutulur, kalır geride.

Eh, doğanın huyudur , olur öyle.


Ve unutulanlar düşer toprağa,
her tohum iner toprağın derinliğine.


Kışın sessizliğinde kalmak için değil,
ilkbaharın şarkısı içindir bir de.


Günler kısalır, mevsimler döner.

Yağmurlar iner 

ve fısıldar toprağa nazikçe:

 “Zamanı geldi.” diye.


 İşte tam orada usulca belirir küçük bir meşe. 🌱

Ve yeni bir orman başlar böylece.


Soluk Mavi Taş

Unutulan Meşe Palamudu

Küçük Bir Sığınak

Bazen de bulurum soğuk, mavi bir taş; 

derler ki, çok eskiden Karadağ’ın doruklarında 

yaşarmış bir ejderha.

Alevi sinmiş toprağa, 

külleri dönüşmüş bu taşlara. 


Şimdilerde ise sessizdir.

 Ama unutulmuş hiç değil; 

beklemede sadece. 


Gerisi mi? 

Eh, o da bir başka hikâyede.

Küçük Bir Sığınak

Unutulan Meşe Palamudu

Küçük Bir Sığınak

Bulurum bazen 

zeytin dalları arasında saklanmış boş bir yuva, 

bazen de  fırtınalı bir gecenin ardından
düşmüş, yerde.


Dallardan,
rüzgârdan
ve sabırdan örülmüş,

küçük bir sığınak.


Kimini saklarım,
kimini de zamanı gelince
yeniden bırakırım
ait oldukları yere.

Gökten Düşen Bir Tüy

Gökten Düşen Bir Tüy

Gökten Düşen Bir Tüy

Bazen gökten bir tüy süzülür,
siyah beyaz, benekli,
hafifçe eğri.

 Sessiz ormanda yankılanır bir ritm

tak tak tak, berrak ve düzenli;

bir ağaçkakandır bu, belli. 

Tüyden ve kanattan
küçük bir çekiç sanki.


Yaşlı bir meşeye ya da okaliptüsün yüksek gövdesine

yuva kurmakla meşguldur; 

Ne acele eder ne yorulur 

çalışır özenli.


Ve yaşlı ağaçlar
çok eskiden beri tanır bu  ezgiyi.


Tak, tak, tak…

İçi Oyuk Taş

Gökten Düşen Bir Tüy

Gökten Düşen Bir Tüy

Kimi zaman da açarım yelkenleri yeni hikâyelere.


Lodos sürükler kıyıya tahtaları binbir şekille; kabuklar, yosunlar, zarif, tuhaf varlıklarla birlikte.


Zaman, tuz ve dalgalar, en eski zanaatkârlar..

Taşları bile oymuşlar.


Ve bulurum bazen kumların arasında yuvarlak delik bir taş, 

halkası aşınmış yıllarla.


Sanki gizli bir geçit açar 

görünmeyen diyarlara.


Bakarsan içinden, fısıldar eski büyüler, 

belki bir peri belirir, 

belki gümüş saçlı bir denizkızı büyülü şarkısını söyler.


Ve bir anlığına gözlerimde
derin denizlerde parıldar,
tahtında sessizce oturan
kayıp bir kral.


Toplarım hepsini. 

Dinlerim hikâyelerini.


Okyanusun ninnisiyle birlikte  

defterimin sayfalarına inci gibi dizilirler

tatlı bir düş gibi.

Ve hepsi en sonunda toplanır atölyemin masasında.

Ya da parmaklarımın ucunda...

Alakarga tüyünden kalemim 

ve mürekkebim yanımda.


Her biri sabırla bekler
zamanı gelince uyanmayı.


Ve bu suskun hazinelerle
bir bilmece daha çözülür,

sonsuz çayırlarda kapılar aralanır.


Yeni masallar yeniden söylenir.

❦

Başa Dön
Çayır Haritası
  • BAŞLANGIÇ / BEGINNING
  • ÇAYIR HARİTASI
  • MEADOW MAP
  • ÇAYIR GEZGİNİNİN MASALI
  • MEADOW WANDERER'S TALE
  • WILD FLOWERS OF TÜRKİYE
  • STILL LIFE WITH…
  • SECOND BREAKFAST
  • AYLAK ÇAYIR GEZGİNİ
  • IDLE IN THE MEADOWS
  • ATÖLYE
  • ATELIER
  • NADİRE KABİNELERİ
  • CABINET OF CURIOSITIES
  • GEZGİN BÜLTENİ
  • BLOG
  • KULLANIM ŞARTLARI
  • GİZLİLİK POLİTİKASI
  • ÇEREZ POLİTİKASI

Meadow Wanderer

Dikili, İzmir, Türkiye

© 2023–2026 Meadow Wanderer
ALL TEXTS AND ARTWORK ARE PROTECTED. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.

Çerezler / Cookies

TR

Burada size daha iyi bir deneyim sunabilmek için yalnızca temel çerezleri kullanıyoruz. Daha fazla bilgi için Çerez Politikamıza göz atabilirsiniz.


EN

We only use essential cookies to make your experience here smoother. For more details, you can check our Cookie Policy.

Reddet / DeclIneKabul Et / Accept