Burası bir oda değil; bir sofra aslında,
zamana bırakılmış bir masa:
kenarında yarısı yenmiş bir elma,
sessizce parlayan bir çatal,
çiçeklerle çevrili unutulmuş bir kadeh…
Bazı nesneler ışığı tutar,
bazılarıysa gölgede kalmayı tercih eder.
Bu karelerde her şey yerli yerindedir—
ama sanki bir şey yeni kalkmıştır masadan.
Bir fincan hâlâ buharını taşır,
bir kitap sayfası hâlâ rüzgâr bekler.
Her karede, ışık gölgelerle oynar;
çiçekler solmadan önceki son nefesini tutar,
meyveler çürümeye direnen bedenleriyle parıldar.
Zaman burada doğrusal değildir;
daha çok bir suskunluk gibi yayılır yüzeye.
Burada gündelik olan, masalsı bir dile dönüşür.
Vanitas’ın ince fısıltısı
hatırlatır yaşam ile yok oluş arasındaki sınırı;
ama aynı anda güzelliğin ısrarını da kutlar.
Çünkü en sıradan sofrada bile
zamana meydan okuyan bir hikâye gizlidir.
Ve görünürle görünmeyen arasında
ince bir perde vardır burada.
O perdenin gerisinde
bir an, bir his, belki bir rüya saklıdır.
Buraya gelen her göz,
yalnızca bir fotoğrafa değil,
kendi içindeki sessizliğe de bakar.
Ve bazen o sessizlikte
hiç yaşanmamış bir anın izine rastlar. 🌙
Some objects hold the light,
while others choose the shadow.
In these scenes, everything is in place —
and yet, it feels like something just stepped away.
A cup may still carry its warmth,
a page may still wait for the wind to turn it.
Time here does not move forward.
It settles — like dust, like breath.
There’s a thin veil between what is seen
and what lingers quietly behind.
A moment, a feeling, perhaps a dream.
Every eye that lingers here
sees more than an image.
It looks into its own silence.
And sometimes,
finds the trace of a moment never lived.
Sonbahar yaklaşırken, orman daha cömert,
yol kenarları daha sabırlı olur.
Kimi meyve sessizce sarkar,
kimi ot sakince bekler —
tanıyan eller için.
Bu bölümdeki görüntüler,
sadece toplanmış yiyecekler değil.
Onlar, dikkatle seçilmiş anların,
usulca dokunulmuş doğa sahnelerinin yansımaları.
Bir sepet, bir yürüyüş,
ve belki de bir öğün değil —
bir rüya taşınır eve.
As autumn nears,
the forest grows generous,
and the edges of paths grow patient.
Some fruits hang in silence,
some herbs wait quietly —
for those who know how to find them.
This section holds more than wild food.
It holds moments chosen with care,
scenes touched gently by hands and light.
A basket, a walk,
and perhaps not just a meal —
but a dream, carried home.
Her şey yerli yerinde…
ya da öyle görünmüyor.
Masada fazla tabak var,
bazı mumlar yarıya kadar erimiş,
bir iskambil kâğıdı düşmüş sandalyeye.
Ama hiçbir şey rastgele değil.
Bu sofra, sadece yemek için değil;
hatırlamak, hayal kurmak ve beklemek için.
Sanki biri kalkmış gitmiş,
ya da hâlâ göz ucuyla seni izliyor.
Işık titriyor. Zaman içeride biraz eğilmiş.
Everything is in place…
or perhaps not quite.
Too many plates, half-melted candles,
a playing card fallen across the chair.
But nothing is accidental.
This table was never just for meals —
it was set for memory, for wonder,
and for waiting.
Someone may have left, or may still be watching.
The light flickers.
Time, here, has quietly bent.
Yuva hâlâ orada.
Dallar, ipler örülmüş birbirine sıkıca; rüzgârın kadim çağrısına karşı durmak için.
Gündüzleri terk edilmiş görünür, güneşin altında boş,
Ama gece çökmeden, başka bir nefes başlar burada — sessiz ve derin. Artık kanatlı soyun, tüy zarafetinin yuvası değil,
Işık gidince iner ve sarar her şeyi, daha eski bir sessizlik, ağır ve dingin.
Bak yeniden: mavi bir tüy kıpırdar belki, bir gölge belirir,
Bir fısıltı, bir şarkı karışır sessizliğe; gecenin şekilleri değişiverir.
Belki bir nefes, belki dallara bırakılmış bir düş,
Karanlığın kalbinde — artık başka türlere bir ev, sessizce örülmüş.
The nest still stands, unyielding there,
With branches and cords woven tight, against the ancient air.
By day it seems abandoned, empty in the sun’s bright glow,
But ere the night descends, another breath begins to flow — silent, deep and slow.
No longer home to wings and feathers’ grace,
When light withdraws, an older silence takes its place — heavy, calm, a shadowed space.
Look once more: a blue feather stirs, a shadow grows,
A whisper, a song blends with silence; the shapes of night transpose.
Perhaps a breath, perhaps a dream left in the twine,
At the heart of darkness — a new home quietly entwined.
Telif Hakkı © 2025 Meadow Wanderer - Tüm Hakları Saklıdır./ All rights reserved