Her fotoğraf, her küçük not, bu günlerden geriye kalan sessiz bir kayıttır.
Yavaşlayan, kendi ritmini bulan bir sonbahar zamanı.

Toprağın üzerinde ince bir serinlik dolaşıyor.
Sabah ayazı geri döndü; uzun zamandır beklenen o tanıdık serinlik.
Sonbaharın ilk günleri…
Kuşburnu ve yabani böğürtlen, patikalarda kızıl alıç.
Dağlar çiğdem, yabani sümbül ve siklamenle uyanıyor.
Çayırlarda yazdan kalma kuru otlar hâlâ duruyor; bazıları çoktan cam fanuslara taşındı.
Güneş ısıtmayı sürdürüyor, ama yaprakların rengi dönmeye başladı.
Zeytinler olgunluğun eşiğinde, hasat vakti yaklaşıyor.
Rüzgâr ara sıra serinliyor, yaklaşan kışı fısıldıyor.
Toprak kuru, ama derinlerde bekleyen bir şey var sanki.
Bu günlerde kuş sesleri çoğaldı.
Belki yolculuk zamanı gelmiştir, kim bilir.
Sabah artık biraz daha geç düşüyor.
Eski taş duvarın dibinde biberiye hâlâ çiçekte.
Mevsimin çiçekleri ise çoktan yerlerini aldı:
“Türkiye’nin En Güzel Yaban Çiçekleri” sayfasında.
Kurutulmuş otlar, küçük dallar, patikalardan kalma izler
Nadire Kabineleri’nde cam kavanozlarda, adları anılmadan duruyor.
Bir mevsim daha bahçenin defterine işlendi.
Sessizce, ağır ağır, toprağa düşen bir yaprak gibi.

Sonbaharın yaban çiçekleri sessizce belirir.
Sabah serinliğinde, dağ yollarının kıyısında, otların arasındaki küçük boşluklarda görünürler.
Onları bulmak için acele etmen gerekmez.
Sadece yavaşla, bak, fark et. 🌙✨
✦ Sonbahar Sümbülü
Scilla autumnalis
Ne zaman: Yaz sonu – sonbahar
Nerede: Açık yamaçlar, taşlık alanlar, kıraç patikalar
İzi: İnce gövdeler, morumsu tonlar, hafif bir ışıltı
✦ Güz Safranı
Colchicum autumnale
Ne zaman: Sonbahar başı – sonbahar ortası
Nerede: Çayırlar, nemli açıklıklar, dağ etekleri
İzi: Kısa ömürlü çiçeklenme; pembe lila tonlar
✦ Yabani Siklamen
Cyclamen hederifolium
Ne zaman: Sonbahar
Nerede: Orman altı, gölgeli patikalar, taş duvar dipleri
İzi: Yaprakların arasından yükselen küçük çiçekler; zarif, kıvrımlı taç yapraklar
Bu mevsimde rastlanan yaban çiçeklerinin izleri,
“Türkiye’nin En Güzel Yaban Çiçekleri” sayfasında sürüyor.

Atölyede işler sonbaharla birlikte yavaşlar.
Kavanozlar raflarda durur.
Kapaklar usulca açılır, usulca kapanır.
Yağlar bekler, karışımlar acele etmez.
Bu mevsimde sabunlar soğuk yöntemle yapılır.
Zeytinyağı ağırdır, güvenlidir.
Eller zaten alışkındır.
Kil renkleri tezgâha yayılır:
kırmızı, yeşil, pembe…
ve aralarında kalan o ara tonlar.
Bazı günler küçük sabunlar ortaya çıkar.
Yüz için olanlar daha sade,
mutfak için olanlar biraz daha dayanıklıdır.
Karışım hazırlanırken ısıya bakılır,
zaman tutulur.
Kalıplar dolarken sessizlik korunur.
Sonrası kolaydır:
kuruma süreci kendi hâline bırakılır.
Günler geçtikçe doku değişir.
Aynı tarif bile
her seferinde başka bir yüzle döner.
Atölye sonbaharda böyle çalışır. 🌿

Sonbaharın ortalarına yaklaşırken
ritim yavaşlıyor.
İşler kendi şeklini buluyor,
ekimde zeytinler olgunlaşıyor.
Sofralık olanlar dikkatle seçiliyor,
avuçlarda hafif bir zeytin kokusu kalıyor.
Kasım sessiz hazırlıklarla geçiyor.
Dağlarda çam mantarı ve kanlıca arayışımız
bu günlere denk geliyor;
sepete düşen her mantar
mevsime küçük bir hikâye ekliyor.
Ve sonra,
bizim evde de
yavaş bir sabah başlıyor.
Masadaki ekmek dilimi,
tereyağında ısıtılmış üzümlerin
mor altın parıltısıyla süsleniyor.
Sade,
ama tam bir sonbahar sabahı gibi.
Daha fazla not, tarif
ve sofraya uzanan hikâyeler için
Second Breakfast sayfası burada devam ediyor. 🍞🍯🫖🌙✨

✧ Filmler
• The Guernsey Literary and Potato Peel Pie Society (2018)
✧ Müzikler
Agnes Obel – Under Giant Trees
Calm Jazzzz – Spotify’da dinlemek için tıklayın.
✧ Kitaplar
Aşağıda, Eski Meşealtı Okur Topluluğu’nun gölgesinde buluşan aylak zihinlerin seçtiği kitaplar seni bekliyor.
Her biri kısa bir not ve bir fotoğraf eşliğinde. 🌙✨
A Parisian Cabinet of Curiosities – Deyrolle
Hiçbir Şey Yapmama Günü
(On a Magical Do-Nothing Day / Un Grand Jour de Rien)
Nicola Killen’dan
Olli’s Lost Kitten

İnsanın mevsimlerle arası iyiyse,
aylaklık kendini daha kolay hissettirir.
Sonbaharda günler
müzikle hafifçe renklenir.
Yoldan toplanmış küçük hikâyeler,
akşamüstüne yakışan bir film,
rafın sessizliğinden çekip alınan bir kitap
bu günlerin doğal eşlikçileridir.
Hiçbiri acele istemez.
Bir mum yakılır,
pencere önünde sıcak bir şey durur.
Hafif bir caz
odanın sessizliğine karışır.
Bazen birkaç satır yazılır,
bazen sayfada küçük bir çizim kalır.
Bu sakin anlar,
güne karışmadan önce
usulca kayda geçer.
Bu kısa duraklamalar
günü fark edilmeden şekillendirir.
Yavaş bir nefes gibi,
sıcak bir fincan gibi.
Hiçbir şey istemeyen,
ama ardında
hafif bir iz bırakan küçük uğraşlar.
Sonbahar böyle ilerler işte.
Zeytinler toplanır, patikalar sessizleşir.
Rüzgâr ara sıra serinler, yaklaşan kışı fısıldar.
Masalar toplanır. Kavanozların kapakları kapanır.
Hikâyeler içeri çekilir.
Kış yakındır. 🌙






Zeytinler olgunlaşır, rüzgâr hafifler, her hasat eski bir ritüeli mırıldanır.
Mevsimlerin bildiği sessiz bir şarkı, altın bir ışıltıyla yeniden söylenir.









A Parisian Cabinet of Curiosities – Deyrolle
Sessiz, merak dolu, ince ayrıntılarla parlayan bir hazine gibi.
Camın ardında bekleyen küçük dünyalar…
İsimleri okunurken bile merak uyandıran nesneler.
Bakmayı yavaşlatan,
dikkati incelten,
insanı ayrıntının içine çeken bir yer.

Ve resimli kitaplara olan sevgim beni yine çocuk edebiyatına götürdü:
Beatrice Alemagna’dan
Hiçbir Şey Yapmama Günü
(On a Magical Do-Nothing Day / Un Grand Jour de Rien)
Küçük, sessiz bir büyü…
Yavaşlamayı hatırlatan,
fark etmeyi öğreten,
sıradan bir günü usulca yumuşatan bir kitap.

Ve Nicola Killen’dan
Olli’s Lost Kitten
Sıcacık, yumuşak ve güvenli bir hikâye…
Kaybolan bir minikliğin peşinde,
insanı telaşsızca sayfadan sayfaya götüren türden.
İki kitap da keyifli bir aylaklık taşıyor.
Tam da olması gerektiği gibi. :)
Ve bir gün şu sorunun peşine düşmek isterim:
“Neden çocuk kitapları okumalıyız?”
Kendi sessiz yolunu hak eden bir soru bu. 🌿✨
Her fotoğraf, her küçük not, bu günlerden geriye kalan sessiz bir kayıttır.
Kış acele etmez. Biz de etmeyiz. 🌙✨

Toprağın üzerinde ağır bir ıslaklık dolaşıyor.
Yağmur geri döndü; taşın ve toprağın rengini koyulaştıran o tanıdık ses.
Kışın ilk günleri…
Kıyıda yosun ve deniz kokusu, rüzgârın getirdiği serinlik.
Nergisler bir sabah ansızın belirdi.
Anemonlar çayırlarda ve yamaçlarda renk renk açtı.
Gün ışığı daha geç geliyor, daha erken çekiliyor.
Akşamın sessizliği çabuk iniyor.
Dışarıdaki dünya ağırlaştı.
Patikalar çamur dolu, ayak izleri derinleşti;
bazen yaban domuzları da iz bırakıyor.
Ormanlarda likenler, yosunlar sessizce yayılmış.
Her şey kaybolmadı.
Sadece yavaşladı.
Soğuk günlerde denizi daha çok seviyorum.
Kıyıda dolaşmak daha iyi geliyor.
Küçük deniz kabukları, çeşitli taşlar…
Hepsi cebimde, avucumda, gözümde birikiyor.
Camda buğu, masada sıcak çay.
İçerisi daha yakın, dışarısı daha uzak.
Mevsimin çiçekleri çoktan yerlerini aldı:
“Türkiye’nin En Güzel Yaban Çiçekleri” sayfasında.
Kıyıdan toplananlar, küçük parçalar hâlinde
Nadire Kabineleri’nde yerini buluyor.
Bir mevsim daha bahçenin defterine işlendi.
Sessizce, ağır ağır,
yağmurun toprağa inmesi gibi. 🌙✨

Kışın yaban çiçekleri sessiz gelir.
Yağmurun yumuşattığı toprakta, serin rüzgârda, güneşin kısa ziyaretlerinde görünürler.
Onları bulmak için hızlı olmak gerekmez.
Sadece bakmak, durmak ve fark etmek yeter. 🌙✨
✦ Nergis
Narcissus
Ne zaman: Kış ortası – erken bahar
Nerede: Kıyı patikaları, taşlık yamaçlar, eski bahçeler
İzi: Temiz ve keskin bir koku; sabah ayazında daha belirgin
✦ Anemon
Anemone coronaria
Ne zaman: Kış sonu – ilkbahar başı
Nerede: Çayırlar, açıklıklar, güneşi yakalayan yamaçlar
İzi: Beyazdan mora, pembeden kıpkırmızıya uzanan canlı renkler
Mevsimin yaban çiçeklerinin izleri
“Türkiye’nin En Güzel Yaban Çiçekleri” sayfasında sürüyor.

Kışın atölyede tempo düşer.
Eller daha az şey yapar, göz daha çok şey görür.
Beklemek, üretimin bir parçası olur.
Bu mevsimde malzemeler daha belirgin konuşur.
Renkler yavaş karışır, su daha ağır yayılır, kâğıt daha çok sabır ister.
Elde yapılan lake pigmentler…
Topraktan, bitkiden, taşın tortusundan gelen renkler.
Doğal malzemelerle hazırlanan pastel boyalar…
Tozun, yağın ve sabrın birleştiği yumuşak katmanlar.
Handcraft sulu boyalar…
Yavaşça karıştırılan, az kullanılan, uzun süre yeten küçük renk kutuları.
Bu işler kışa yakışır.
Daha sürdürülebilir, daha doğaya nazik bir üretimdir.
Azla çoğu kurar, sessizlikle derinleşir.
Atölye kışın bitirmek için değil,
dikkat etmek için açılır.
Bir rengi uzun uzun izlemek,
bir lekenin kurumasını beklemek,
aynı tonu yeniden denemek…
Kışın üretimi küçüktür, ama derindir.
Gürültüsüzdür, ama iz bırakır.
Kış acele etmez.
Biz de etmeyiz. 🌙✨

Kış yerleşirken
ritim ısınır.
Soğuk günler Hobbit iştahını uyandırır.
Çaydanlık mırıldanır,
masa açılır,
mutlaka bir şey hazırlanır.
Ekmek kızartılır.
Tereyağı eritilir.
Biraz bal bulunur.
Bir avuç kuruyemiş, sanki kendi kendine ortaya çıkar.
Çorba hep yakındadır, ısıtılmaya hazır.
Tarçın kokusu mutfağın içinde küçük bir büyü gibi dolaşır.
Dışarıda yağmur inat edebilir.
İçeride konfor kurulur.
Second Breakfast yeniden alışkanlığa dönüşür
ve gün sıcak lokmalarla usulca beslenir.
Tencere ocağa konur,
tepsi hazırlanır,
evin kalbi yumuşasın diye izin verilir.
Daha fazla kış atıştırmalığı, tarif kartı
ve Hobbit usulü konfor için
Second Breakfast sayfası burada devam ediyor. 🍞🍯🫖🌙✨

✧ Filmler- Diziler
• The Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring
The Extended Editions (25th Anniversary, 2001) – IMDb 8.9https://www.imdb.com/title/tt0120737/" rel="noopener" target="_blank">
Kışın en uzun akşamlarına yakışan büyük bir yol. Battaniye, sıcak içecek ve “yola çıkma” çağrısı. Kapıdan dışarı değil, insanın içinden yükselen bir cesaretle başlar.
• Tales from the Loop (2020) – IMDb 7.5
Kış sessizliğinde yürüyen yavaş bir bilimkurgu düşü. Az konuşur, derin iz bırakır. Bitince odada küçük bir sır kalır.
• The Secret Life of Walter Mitty (2013) – IMDb 7.3
Uzun kış günleri için iç ısıtan bir cesaret filmi. Gülümsetir, kaldırır, hafifletir.
✧ Müzikler
Dalgın düşünceler ve uykusuz düşler için atmosferik film müzikleri.
– Spotify’da dinlemek için tıklayın.
✧ Kitaplar
Aşağıda, Eski Meşealtı Okur Topluluğu’nun gölgesinde buluşan aylak zihinlerin seçtiği kitaplar seni bekliyor.
Her biri kısa bir not ve bir fotoğraf eşliğinde. 🌙✨

İnsanlar kışın biraz daha içeri çekilir.
Dışarısı soğuduğunda evin içi bir sığınak gibi kurulur.
Işıklar erken yakılır, mumlar masaya bırakılır.
Kalın çoraplar giyilir, battaniye omza alınır.
Sıcak bir fincan elden eksik olmaz.
Bir köşe seçilir.
Kitap açılır, film başlatılır.
Müzik düşük sesle akar.
Bazen sadece oturulur.
Kış böyle geçer.
Yavaşça, sıcakça. ❄️🫖🌙
Ama sonra,
yavaş yavaş geriye çekilir.
Kapılar daha sık aralanır,
günler biraz daha uzar.
Toprakta kıpırtılar başlar.
İlkbahar yakındır. 🌿✨

• Meşe Palamudunun Sihri (Lola M. Schaefer, Acorn Press)
Kışın en sevdiği şeylerden biri bu:
küçük bir tohumun içine saklanmış büyük bir ihtimal.
Sayfaları çevirdikçe,
insanın içinde de bir şey filizlenir.

• Türkiye’nin Göçmen Kuşları (Alper Tüydeş, Doğa Derneği)
Kış göğünün altından geçen kanat sesleri…
Dışarı çıkmadan bile gökyüzünü hatırlatan,
bakmayı öğreten, sabrı öğreten bir kitap.

• Bir Çiftçi İçin Renkler (Yazar: Ahmet Yılmaz, Yayınevi: Doğa Kitapları)
Toprağa yakın, hayata yakın.
Rengin yalnızca boya olmadığını,
mevsimlerin de bir paleti olduğunu fısıldayan türden.
Meadow Wanderer
Dikili, İzmir, Türkiye
© 2023–2026 Meadow Wanderer
ALL TEXTS AND ARTWORK ARE PROTECTED. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
TR
Burada size daha iyi bir deneyim sunabilmek için yalnızca temel çerezleri kullanıyoruz. Daha fazla bilgi için Çerez Politikamıza göz atabilirsiniz.
EN
We only use essential cookies to make your experience here smoother. For more details, you can check our Cookie Policy.